Katagoriler

18 Ocak 2017 Çarşamba

Hırs Üzerine Birkaç Satır

Sizlerle bugün kısa bir anı paylaşmak istiyorum. Üzerinden çok zaman geçmedi ama yine de anı olarak nitelendiriyorum. Anlatacağım zaman dilimi dün.. Dün o kadar motive olarak başlamıştım ki güne uykusuz olsam da bünyemi buna alıştırmaya onu ikna etmeye çalıştım başarılıydım da. Sınav saatime kadar benim için sıfır kaçamaksız ilerliyordum. Gireceğim sınavın vizesinden 70 almışım finalinde arkadaşlara ayak uydurdum ve ek olarak 50 alıp düşük bir rakamla geçmek istemediğim için bütünleme sınavında telafi ederim diyerek boş kağıt verdim. Dün girdim sınava ama nasıl geçti bir bilseniz.. Tam 50 puanlık sorum bilmediğim bir konudan ibaretti zaten bütünlemede 80-90 alırım diyerek kalmışım birde böyle olunca.. Çıktım boş kağıt verip evet anlayacağınız dersim bir dahaki seneye alttan ders olarak kaldı. Neden ? Çünkü benim çok bilmiş hırsım sayesinde evet çoğu yazıyor ne kadar hırslısın kaçamak yapsan da kilo alsan da eskisi gibi devam edebiliyorsun. Etmek zorundayım.. Ediyorum ama hayatımda bu hırs bana sürekli kaybettiriyor. Eğer o gün 50 ile yetinseydim hırsıma yenilmese idim bugün bu dersten kalmamış olacaktım. Size bir arkadaş seviyesi hırslı olun ama asla riske girmeyin. Hayatımızda hırslı olmak her zaman çok başarılar kazandırsa da kimi zaman çok insan kaybettiriyor yada çok hayaller kaybetmemize neden olabiliyor. Neden ?  Çünkü o hırs insanın gözünü kör edebiliyor. Şahsen ben asla kaybetmeyi hazmedemiyorum resmen hayatımda kaybettin kelimesine yer yok. Yada biri benden yüksek not aldığında, çok iyi performans gösterdiğinde bende bir hazmedemeyişler.. Oysa onunla gurur duymam gerekirken yakın arkadaşlarımı bile çekemediğimi bilirim. Bu biraz Oğlak burcu özelliği biraz yetiştirilme tarzı diyelim. Dünden sonra ama daha bir hırs yaptım bundan ders alacağıma seneye bu dersi  çok yüksek not alıp vereceğim.  Siz şuan okurken kız bundan ders almıştır kesin diye bekliyordunuz ama maalesef ders alamadım tek çıkarttığım ders bundan sonra arkadaşlarımın lafına uyarak hareket etmemek oldu. Kesinlikle kalacağım boş kağıt vereceğim diyen arkadaşların hepsi bugün bütünleme sınavında yer almıyordu. Maşallah ne güzelde kalmışlar.. Neyse yordum gözlerini de helal et ufak bir anımı yazıya dökmek istedim sadece..
                                           Sevgilerimle..


15 Ocak 2017 Pazar

Zamanı Kullanıyoruz Ama Nasıl ?

   Kişisel olarak baktığımda hayatımı ne kadar boş yaşadığımı fark ettim son zamanlarda. Günümü iyi değerlendiremediğimi ve çöpe attığımı.. 3-4 gün önce oturup neden böyle olduğunu sorgulamaya ve nerelerde hatalar yaptığımı düşünmeye başladım. Zamanımı ne kadar gereksiz şeylerde ve verimsiz biçimde kullanıyormuşum bir bilseniz.. Tabi ki anlatacağım merak etmeyin.
  Bazen insanlar çok eğlendiğini sandığı şeylerde o kadar zaman harcıyor ki nasıl geçtiğini bilemiyor açıkçası ben de öyleyim. Bunca senede bunlar yüzünden bir çok saatimi kaybetmişim.. Artık bunların neler olduğunu merak etmeye başladınız sanırım tamam başlıyorum anlatmaya o halde. 
  Uyku ile başlamak istiyorum zaman kayıplarını saymaya. Ben günde yaklaşık 10 saat uyuyabiliyorum ki son zamanlarda bu daha da fazlalaşmaya başlamıştı.. Günün 24 saatinden 10 saatini uyumaya ayırdığınızı düşünsenize size sadece 14 saat kalıyor. Oysa insanlara 6-7 saatlik uyku yetiyor uzmanlarda bunu belirtiyor zaten. Kendim 2 gündür 4 saat gece uykusu yapıyorum ve 2 saatte gün içinde uyuyarak 6 saat uyuma eylemini gerçekleştiriyorum. Tabi benimki de ne kadar doğru bilinmez. Ama size uyku hakkında öğrendiğim çok güzel detay vereyim akşam saat 22:00-01:00 arası uyuduğunuz uykuda saat başına 2 saat fazla uyumuş gibi hissediyor vücudunuz eğer az uyumayı düşünenlerdenseniz bu saat aralığında uyumayı tercih edin derim. 
  Spor yine zaman kayıpları arasına yazabileceğim bir konu. Her gün 2-3 saat spor yapan arkadaşlar görüyorum ve bunun büyük bir zaman kaybı olduğunu düşünüyorum tabi işi gücü olmayan insanlar için bu harika bir şey en azından uğraştıkları bir şeyler var. Zaman kaybı olmaması adına haftada 3-4 saat spor bence ideal. Kendim ise her gün yapıyorum ve sadece 30 dakika sürüyor bu haftaya dökersek 3 saate tekabül ediyor.
  Yemek yeme eylemimiz arasında da zaman kaybediyoruz ama bunun hiç farkında olmadığımızı biliyor musunuz ? Özellikle bu olay sabah kahvaltılarında yaşanıyor. Nasıl mı ? Şöyle ki o sabah kahvaltısı yapıldıktan sonra birde çay keyfi vardır ki yaklaşık 2 saat sürdürenleri biliyorum. YANLIŞ ! Kesinlikle zaman kaybı sabah kahvaltısı yada yemeklerden sonra sofra keyfi yapmayı bıraksak hayatımıza fazladan rahat 2 saat eklemiş oluruz. Çoğunuz bunu okurken hak vereceksiniz eminim. Bende akşam yemekten sonra oturup sofrada televizyon izlerdim yada sabah kahvaltıda haberleri izlemek için yavaş yemek yerdim artık bunu yapmayı bıraktım.
  Telefon konusu zaten çok ayrı bir mesele. Kendimde bu konuda çok yakınıyorum telefon bırakın diyemeyeceğim kendim bile bırakamamışken başkasına önermem çok saçma olur tabi ki. En azından şunu yapabilirsiniz telefona gelen her bildirime, her mesaja, her posta bakmayabilirsiniz. Ben bunu uygulamaya başladım özellikle ders çalışırken telefonumu rahatsız etmeye alıp öyle başlıyorum taa ki sayacım ders saatimin dolduğunu belirtene kadar. Yine saatlerce whatsappta sohbet etmek, 15 dakikadan uzun telefon muhabbetleri de zaman kayıpları arasında. Maalesef kendim geveze olduğum için yaklaşık 1 saati aşkın telefon görüşmeleri yapıyorum ama artık buna dikkat edeceğim. Konuşmayı seven arkadaşlara önerim çok uzun telefon muhabbetleri yerine sesli mesajlarla karşınızdakine cevap vermeniz sizi tatmin ediyor. Denedim ve başarılı :)
  Televizyon için o kadar çok yazılacak şey var ki ben size yüzeysel birkaç şey yazayım. Mesela dünyanın en boş işi olan evlendirme programları.. Bunların bağımlısı olan arkadaşlar var hatta yapmayın lütfen geliştirmeniz gereken daha farklı konularınız, bilgileriniz varken bunlarla zaman kaybedip beyin hücrelerinizi yormayın. Bırakın zaten artık hiçbiri eskisi gibi değil bende büyük tutkunlarındandım ama artık eski tadı yok ve boş iş olduğunu fark ettim. Yine 2-3 bölüm üst üste dizi izlemekte zaman kaybı arasında özellikle Türk dizisi izleyenlerin vay haline bir bölüm sadece 2 saat sürüyor 3 bölüm izlediğinizde tam 6 saatiniz çöp. Tabi ki dizi film izleyebilirsiniz ama bu oran günde değil haftada 3-4 saat olmalı.
  Arkadaşlarla buluşma işini bazı abartan arkadaşlar var mesela her çağrıldığında dışarı çıkarlar saatlerini kafeler de harcarlar. Evet dışarı çıkın çıkmayın diyemem herkes çıkmalı fakat bu her gün değil haftada 1 kez olmalı düşüncesindeyim. En azından kendimi bildim bileli benim için böyledir her hafta sonu Cumartesi günü dışarı çıkarım tüm gün doyasıya gezerim alışverişimi yaparım, arkadaşlarımla görüşürüm. Daha sonraki günlerde dışarı çıkmamayı tercih ederim.
   Veee bazı arkadaşların doyamadığı kitap okumak ile cümlelerimi sonlandıracağım. Sosyal medya hesaplarımda hep takip ettiğim insanlarda çok dikkatimi çekiyor bu olay. Kadın yada adam oturuyor saatlerce kitap okuyor hatta geçen gün 5 saat kitap okuyup kitabı bitirdiğini bildiren bir post atmıştı çok şaşırdım. Bende kitap okumayı sevenlerdenim hatta bunu hayatıma günlük olarak sokmak için planlarıma düzenli olarak yazarım "50 sayfa kitap okunacak" diye. Doğru olan kesinlikle 30-40 dakika kitap okumak saatlerce değil.
   Yazınca ne kadarda çok zaman kaybı yaşadığımızı bir kere daha gördüm açıkçası. Sende sevgili okur belki bu yazıdan kendine göre bir şeyler bulursun ve bunlara artık dikkat edersin. Eğer hayatındaki ufak şeyleri sana fark ettirip bir dokunuş yapabildiysem ne mutlu bana.. Zamanın kıymetini bil bir daha bu ana bu dakika dönemiyoruz ne yazık ki iyisi mi sen bu anı öyle güzel yaşa öyle dolu yaşa ki bir daha bu ana dönemesen de "dolu yaşadım nasılsa hamd olsun" diyebilesin. 
                                                                                 Sevgiyle kal. Saygılarımla..

14 Ocak 2017 Cumartesi

Spor Davetiyen Geldiii

Herkese merhabalaaaar. Dün çok yoğun olduğum için yeni kayıt giremedim 2 gündür kendimi düzenli yaşama adapte etmeye çalışıyorum. Çokta iyi gidiyor biraz yoğun olsa da ben mutlu olarak günümü bitiriyorum ve huzurlu uyuyabiliyorum. Mesela artık hayatıma sporu katmaya başladım günde 30 dakikamı spora ayırıyorum. Şuan çok fazla vücut ağrım olsa da bu ağrılar geçtikten sonra çok güzel sonuçlar almaya başlayacağımı biliyorum. 20 kilo verdikten sonra artık spora başlamak şarttı zaten. Ben 20 kilomu sporsuz verdim ve artık vücut sadece beslenme ile kilo kaybı yaşamıyor yanına ek olarak spor istiyor. Bir cümle vardı spor salonlarında hep görürsünüz güzel vücudun %80’i mutfakta %20’si sporla olur diye ben artık o %80’lik kısmı doldurdum ve sınırı zorladığımı fark ettim artık. Bu yüzden kalan kilo kaybımı spor desteği ile tamamlamam gerekiyordu. 
   Uzun zamandır hep diyordum spor salonuna yazılacağım diye ama maalesef ki durumlar ve ortamlar buna yetmediği için bende yurtta neden spor yapılmasın dedim ve dün başladım. Kendimce bildiğim hareketleri yapıyorum ek olarak yurtta 5. katta kaldığım için asansör kullanmayı bıraktım ve merdiven çıkıyorum. Hemde İKİŞER İKİŞER! :) Merdiven çıkma işlemini birkaç sene öncede yapıyordum ve sadece merdiven çıkıp yediklerime dikkat ederek ayda yaklaşık 6 kilo kaybı yaşamıştım tabi o zamanlar şeker hastalığı başlangıcım falanda vardı.. 
  Spor yapmak ne kadar cezbedici olsa da o spora başlayana kadar yaşadığımız üşenmeler anlatılmaz. Herkes yaşıyordur bence "ay hadi spor yapayım" deyip başka bir şeyle oyalanırız yada yarına erteleriz. Bende yaşıyorum bunu ama sonra diyorum ki "HAYIR EĞER DAHA 2. GÜNDEN PES EDERSEN OLMAZ." Çünkü hedefim yeni dönem başladığında arkadaşlarımın beni biraz daha toparlanmış olarak görmesi bu sayede yapılan yorumlar ile kendimi motive etmem. Bu yüzden arkadaşım sende spor yapmak için ÜŞENME, ERTELEME, VAZGEÇME. Hem spordan sonra o kadar mutlu ve huzurlu hissediyorsun ki bir de mis gibi duşa girip çıktığında dünyalar senin oluyor. 
  Senin yapmaya üşendiğin o spor için bazıları canını verebilirdi birde böyle düşün. Senin gibi elleri olmayan yada ayakta durmakta güçlük çeken insanlar var spor yapmak için ne hevesliler.. Biz ise elimizde olanı beğenmiyoruz ve spor yapmaya üşeniyoruz. 
  KALK ARKADAŞIM KALK ! YETERİNCE OTURDUN ARTIK BAŞLAMAK İÇİN NEYİ BEKLİYORSUN ? DAVETİYE LAZIMSA ŞUAN BU YAZIYI OKUDUN VE EN BÜYÜK DAVETİYEYİ ALDIN. Hadi ama mızmızlanma spor olmadan emek olmadan ter dökmeden oturduğun yerden kilo veremezsin. Kıskandıracağın bir çok insan varken, giyeceğin bir çok elbise varken, telefonuna kayıt ettiğin bir çok spor hareketleri varken beklemekte neyin nesi ? Hadi kalk 5 dakika yerinde koşarak ısın ardından bildiğin hareketleri kendini çok zorlamadan en azından 30 dakika yapmayı dene. Ardından güzel bir duş ve yeşil çayın ile geceni sonlandır. Ben buralardayım ne zaman motivesiz hissedersen yaz bana. Biliyorsun geçte olsa dönüş yapıyorum mutlaka. Seviyorum seni. Sende kendini sev. 
                                                        Sevgilerle..

12 Ocak 2017 Perşembe

Eleştirmek Ne Kadar Kolay ?


   Son zamanlarda yaşadığım en büyük sorunlardan birini yazıya dökmek istedim. Yaklaşık bir kaç haftadır sürekli bir eleştiri yağmuru altındayım. Nedeni bilinmez ama insanlar eleştiri yapmayı çok seviyor. Bende bu yazımla eleştiri yapan insanların biraz olsun dediklerine dikkat etmesi için yardımcı olmaya çalışacağım.

  Eleştirinin tanımı bu noktada önemlidir. Eleştiri nedir diye arama yaptığımızda bir çok tanım çıkabiliyor karşımıza. Eleştiri ; bir insanı, bir konuyu, bir yapıtı doğru ve yanlış yönlerini bulup göstermek amacıyla inceleme işidir. Bu yüzden karşımızdakini kırmadan eleştiri yapmamız gerekir. Zarifçe yapıldığında karşımızdaki ile arkadaşlık kurmamızı yada var olan ilişkilerimizi geliştirirken kırıcı bir biçimde yapıldığında karşımızdakinin duygularını incitebilir onun öfkelenmesine neden olabiliriz. Bu yüzden eleştirinin yargılayıcı, suçlayıcı, saldırgan şekilde yapılması karşımızdaki kişide olumsuz etki yaratır. 
   Eleştiri yapıyoruz peki biz nasıl bir kişiyiz ? Eleştiri yapan insanların özelliklerine bakacak olursak;

   1. Eleştiri yapan insanların ebeveynlerinden biri bu tiptedir ve farkında olmadan onun özelliğini sürdürür.
 2.Çocukluğunda çok fazla eleştirilmiş, yönlendirilmiş, özgür karar verme yetkisi kazandırılmadığı için kararsızdırlar.

 3.Ebeveynleri tarafından aşırı önemsenerek yetiştirildikleri için ilerleyen çağlarda istekleri gerçekleşmediği için acımadan eleştiri yaparlar.
  4. Model olarak gördükleri bireylerin bu tutumlarını benimseyerek uygularlar. 
  5. Övülme ve takdir edilme konusunda cimridirler. 
  Eleştiri yaparken nelere dikkat etmeliyiz peki ? Öncelikle eleştiri yapılırken bunu toplum içinde değil birebir yapmak daha faydalıdır. Eleştirilecek konu hakkında daha fazla beklenmemelidir. Yargılayıcı, küçümseyici subjektif ve hedefe yönelik olmayan eleştirilerin kişilerin moralini bozacağını bilmeliyiz bu yüzden geliştirici, hedefe yönelik ve yüreklendirici yani yapıcı eleştiriler yapmalıyız.
  Her insanın yaşam tarzı; aldığı eğitim, kültür, terbiye ve bulunduğu çevre değişim gösterir. Benimde öyle bu yüzden birçok gereksiz eleştiri alıyorum belkide bilinmez.. Ama gelen birçok eleştiri yıkıcı özellikte ve hiçbiri bana güzel bir biçimde yazılmıyor. İnsanlar mantığıyla değil diline geldiği gibi konuştuğu için birçok arkadaşımız bu konudan muzdarip. Lütfen bu yazıyı okuyan arkadaş sende insanları eleştir ama yıkıcı değil yapıcı biçimde..
  Sözün özü ;
       Eleştiri; insanların kusurlarını ortaya çıkarmak, yargılamak değildir yol göstermektir. İnsanlara saygı çerçevesinde yaptığınız hiçbir eleştiriye sert bir tepki gelmeyeceğini bilmeniz dileğiyle.. 
                             Sevgilerle.. 

11 Ocak 2017 Çarşamba

Anoreksiya Üzerine



  Çağımızın güncel hastalıklarından biri; Anoreksiya. Sürekli çevremizde duyduğumuz bu hastalık nedir ? Özellikle genç kadınlarda görülen hastalık belirtileri neler ? Bu hastalığa neler sebep olabilir ?     Gelin araştırmalarım sonucu tüm soruları cevaplandıralım ve kendimizi bu çağın hastalığına kapılmaktan kurtaralım. Belkide hasta olan arkadaşlara bile bir umut ışığı olur yazılanlar..
   Anoreksiya bir yeme bozukluğudur. Anoreksiyalı insanlar aşırı derecede kilo almaktan korkarlar. Yediklerini çok fazla kısıtlayıp tehlikeli düzeyde kilo kaybı yaşarlar. Bu hastalık genelikle ergenlik döneminde görülürken nadiren de yetişkin dönemde yaşanabilmekte. Tam yaş aralığı belirtmek gerekirse 10-30 yaş aralığı denilebilir. 


  Anoreksiyaya aile geçmişi, sosyal faktörler, ve kişilik özellikleri neden olabilmekte. Neden olabilecek sebepler arasında belli başlıları sayılabilir;
  1. Ailede anoreksiya yada bulimiya nevroza yani yeme hastalığının olması 
  2.Bale, mankenlik yada jimnastik gibi bedeni kontrol altına tutulması gerektiren işlerde çalışmak.
 3.Çok mükemmelliyetçi olma tutkusu ( en güzel fiziğe sahip olma, güzel olma tutkusu)
 4.Stres dolu bir yaşam gibi belli başlı sebepler bu hastalığa yakalanmanıza yol açabilmekte. 


   Hastalık belirtileri çok uzun listeler halinde sayılabilir fakat yaptığım araştırmalar sonucu 12 belirti en önemlileri arasında;
  1. Kalın giyinmek ; Bu sayede kilo kaybı yaşayan insanlar bunu gizlediklerini sanırlar. Neden böyle giydiğini sorduğunuzda her seferinde üşüyorum cevabı alırsınız.


 2.Kilolu hissetmek ; Malesef ki hastalığa yakalanan kadınlar ne kadar incelme yada kilo kaybı yaşarlarsa yaşasınlar kendilerini sürekli kilolu hissederler.


 3.Değişen yeme alışkanlıkları ; Yemek sırasında daha çok çatal bıçaklarıyla meşgul olurlar ve lokmalarını çiğneme süresi çok uzundur.
 4. Sosyal hayattan çekilme ; Arkadaşlarından uzaklaşarak daha karamsar ve neşesiz ruh hallerine bürünürler. 
 5. Kendi başına yemek ; Herkesten kaçarak tek başına ve özel odalarda yeme şeklini göstermeden yemek yerler. Az yada yavaş yediklerini kimse görmesin isterler. 



 6. Egzersizler ; Egzersiz yapmayı saplantı haline getirmişlerdir. Egzersiz geçirdikleri günde kendilerini ödem almış ve şiş hissederler sadece egzersiz yaptıklarında kalori harcadıklarını hissederler.
 7. Kabız giderici ilaçlar ; Bunları kullandıklarında daha hızlı kilo kaybı yaşadıklarını düşünürler. Özellikle müsil tarzı ilaçlara yönelirler.


 8. Adet düzeni ; Aşırı kilo kaybından kaynaklanan adetten kesilme tehlikeleri yaşayabilirler.
 9. Soluk ten ; Normal insanlarınkine daha soluk bir ten ve cansız saçlara sahiptirler. 
10. Yiyecek takıntısı ; Genel olarak yemek tariflerine çok ilgi duyarlar. Yemek saplantıları oluşabilir.


11. Şiddetli mide ağrıları ; Kusmanın görüldüğü bu hastalığa midenin uzun süre aç kalması da yok açabiliyor.
12. Olduğundan fazla yumuşak cilt Doktorlara göre bu aşırı zayıflama sonucu ısı kaybına karşı vücudun kendini koruma önlemi olarak tanımlanıyor.  



   Biz kadınlar bazen güzel görünmek isterken kendimizi kaybedip böyle hastalıklara yakalanabiliyoruz. Oysa elimizdekinin ne kadarda güzel olduğunu bilsek anı yaşamayı öğrensek bu kadar kötü sonuçlarla bitmez bazı hedefler. Çevremde bu tarz insanlarla karşılaşıyorum hatta öz eleştiri yapmak gerekirse kendimde de mükemmel olma çabası var. Zayıflamışsın diyenlere teşekkür ettikten sonra kurduğum cümleler bile yetiyor bu mükemmelliyetçi olmama. bkz: "hayır henüz zayıflamadım hedefime 10 kilo var" Nedendir  bilinmez tatmin olana kadar sınırları zorlamak sanırım insan doğasında var. Şuan zayıf değil miyim ? Normal bir vücut yapıma kavuştum ama yok illa fazlası olmalı. Hırslarımıza yenilip sağlığımızdan olmamamız gerektiğini bu yazıyı yazmadan önce yaptığım araştırmalar sonucu öğrendim. Size de tavsiyem vücudunuzu bugün sevin 5-6 kg verdikten sora severim diye ertelemeyin anı yaşayın kendinize şuan kiloluyum diye eziyet edip psikolojinizi bozmayın.. 


                            Sevgilerle..